İçeriğe geç

Anmamak sözünü etmemek deyimi nedir ?

Anmamak sözünü etmemek deyimi nedir konusunda bilgi almak isteyenler için Maksutticaret tarafından hazırlanmış kapsamlı bir başlangıç.

Bazen bir insanı unutmak istediğimiz için değil, onu hatırlamanın içimizde uyandırdığı duygularla yüzleşmek istemediğimiz için adını anmayız. Bir sohbet sırasında konu geçmişe geldiğinde sessizleşmek, belirli bir olaydan bahsetmekten kaçınmak ya da bir kişinin adını özellikle söylememek… İnsan davranışlarının ardındaki nedenleri düşündüğümüzde, bu sessizliğin yalnızca kelimelerle ilgili olmadığını fark ederiz.

“Anmamak, sözünü etmemek” deyimi, bir kişiden, olaydan veya konudan bahsetmemek, onu konuşmaya dahil etmemek anlamına gelir. Bu ifade günlük hayatta bilinçli bir tercihi, duygusal bir kaçınmayı veya yalnızca konuşma gereği duymamayı anlatabilir. Psikolojik açıdan ise asıl merak uyandıran soru şudur: İnsanlar bazı şeylerden neden söz etmez?

Bilişsel psikoloji; dikkat, bellek, düşünme ve karar verme gibi zihinsel süreçleri inceler. Bir kişiyi anmamak, bazen zihinsel dikkatimizi başka bir konuya yönlendirme çabasının sonucu olabilir.

İnsanlar rahatsız edici bir anıyı hatırlamamak veya belirli bir düşünceye odaklanmamak için bilinçli çaba gösterebilir. Ancak düşünceleri zorla zihinden uzaklaştırmaya çalışmak her zaman başarılı olmaz. Psikolojide bu durum, düşünce bastırma ve düşüncenin geri dönmesi olgularıyla ilişkilendirilir.

Daniel Wegner’in düşünce bastırma üzerine yaptığı araştırmalar, bir düşünceyi akıldan uzaklaştırmaya çalışmanın bazı koşullarda o düşüncenin yeniden akla gelmesini kolaylaştırabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte sonuçlar, görevin niteliğine, kişinin dikkat kaynaklarına ve içinde bulunduğu koşullara göre değişebilir.

Örneğin, eski bir arkadaşından hiç söz etmemeye karar veren biri, sohbet sırasında sürekli kendi konuşmasını denetlemek zorunda kalabilir. Böylece anmaktan kaçındığı kişi, istemeden de olsa zihninde daha fazla yer kaplayabilir.

Bir kişiden söz etmemek, onu unuttuğumuz anlamına gelmez. Bellek ile konuşma davranışı birbirinden farklı süreçlerdir. Bir insan bir olayı ayrıntılarıyla hatırladığı hâlde bunu başkalarıyla paylaşmamayı seçebilir.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bir konudan gerçekten uzaklaştığımız için mi söz etmiyoruz, yoksa onu hatırladığımızda ortaya çıkan düşüncelerle uğraşmamak için mi?

Anmamak, sözünü etmemek deyimi duygusal açıdan ele alındığında kırgınlık, öfke, utanç, özlem veya hayal kırıklığı gibi duygularla bağlantılı olabilir. Ancak her sessizliğin arkasında yoğun bir duygu bulunduğunu varsaymak doğru değildir.

Bazı insanlar geçmişte yaşadıkları bir anlaşmazlıktan söz etmek istemez. Çünkü konuşmanın eski duyguları yeniden canlandıracağını düşünürler. Bu davranış kısa vadede rahatlama sağlayabilir.

Öte yandan sürekli kaçınmak, bazı durumlarda kişinin yaşadığı deneyimi anlamlandırmasını veya ilişkilerindeki sorunları çözmesini zorlaştırabilir. Duygusal düzenleme araştırmaları, duyguları yönetmenin tek bir doğru yöntemi olmadığını ortaya koyar. Bazen dikkatini başka bir yöne çevirmek yararlıyken bazen duyguyu anlamak ve ifade etmek daha işlevsel olabilir.

, kişinin kendi duygularını fark etmesine ve başkalarının duygularını anlamasına yardımcı olur. Bu beceri, ne zaman konuşmanın ne zaman sessiz kalmanın daha uygun olduğunu değerlendirmeyi kolaylaştırabilir.

Duyguları ifade etmenin her zaman rahatlatıcı, susmanın ise her zaman zararlı olduğu düşüncesi bilimsel açıdan fazla geneldir. Duygusal deneyimleri paylaşmak, anlayışlı bir dinleyiciyle gerçekleştiğinde destek sağlayabilir. Ancak kişinin hazır olmadığı bir konuda konuşmaya zorlanması, rahatsızlığını artırabilir.

Duygu düzenleme üzerine yapılan meta-analizler de stratejilerin etkilerinin bağlama ve kişiye göre değişebildiğini gösterir. Örneğin, bir tartışma sırasında kısa süreliğine konuyu değiştirmek gerilimi azaltabilir; fakat sürekli iletişimden kaçınmak, sorunun devam etmesine neden olabilir.

Burada önemli olan, sessizliğin kendisinden çok hangi amaçla kullanıldığıdır.

İnsanlar yalnızca kendi duygularına göre değil, içinde bulundukları sosyal çevrenin beklentilerine göre de konuşur veya susar. Aile ilişkileri, arkadaşlıklar ve iş ortamları, hangi konuların gündeme getirileceğini etkileyebilir.

Bir arkadaş grubunda artık görüşülmeyen bir kişiden kimsenin söz etmediğini düşünelim. Bu durum, herkesin o kişiyi unuttuğu anlamına gelmeyebilir. Grup üyeleri tartışma çıkmasından çekiniyor, ortak bir karar doğrultusunda hareket ediyor veya konuyu önemsiz görüyor olabilir.

, bireylerin davranışlarını karşılıklı olarak şekillendirir. Bir kişi bir konudan kaçındığında diğerleri de aynı tutumu benimseyebilir. Zamanla konuşulmayan konu, grubun ortak sessizlik alanına dönüşebilir.

Bir ailede geçmişte yaşanan bir anlaşmazlığın hiçbir zaman gündeme getirilmediğini düşünelim. Aile üyeleri, huzurun bozulmaması için olaydan söz etmemeyi tercih edebilir. Bu yaklaşım kısa vadede tartışmaları azaltabilir.

Ancak herkes aynı nedenle susmuyor olabilir. Bir kişi üzülmekten, diğeri suçlanmaktan, bir başkası da aile bağlarının zarar görmesinden korkabilir. Bu örnek, tek bir davranışın farklı psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceğini gösterir.

Gerçek vaka incelemelerinde de bireysel deneyimlerin ve aile içi iletişim örüntülerinin dikkate alınması gerekir. Tek bir örnekten hareketle bütün aileler veya ilişkiler hakkında kesin sonuçlara varılamaz.

Birinden söz etmemek her zaman olumsuz bir davranış değildir. Bazen özel hayatın sınırlarını korumak, gereksiz bir tartışmadan uzak durmak veya geçmişte kalmış bir konuyu yeniden açmamak bilinçli ve sağlıklı bir seçim olabilir.

Bununla birlikte sessizlik, kişinin kendisini sürekli baskı altında hissetmesine ya da önemli sorunları dile getirememesine neden oluyorsa üzerinde düşünmeye değer.

Kendi davranışlarımızı anlamak için şu soruları sorabiliriz:

– Bir konudan söz etmediğimde kendimi daha huzurlu mu hissediyorum, yoksa kaygım devam mı ediyor?

– Sessiz kalmam kendi tercihim mi, yoksa başkalarının tepkisinden korktuğum için mi susuyorum?

– Konuyu konuşmak bana veya ilişkilerime gerçekten zarar mı verecek, yoksa yalnızca rahatsız edici mi geliyor?

– Bir başkası benimle konuşmaktan kaçındığında onun nedenini biliyor muyum, yoksa tahminde mi bulunuyorum?

Bu sorular, davranışlarımızı yargılamadan değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Anmamak, sözünü etmemek deyimi, bir kişiden, olaydan veya konudan bahsetmemeyi ifade eder. Psikolojik açıdan bu davranış; dikkat ve bellek süreçleri, duygusal düzenleme, kişisel sınırlar ve sosyal ilişkiler gibi farklı boyutlarla açıklanabilir.

Bir insanın neden sustuğunu anlamak için yalnızca ne söylemediğine değil, içinde bulunduğu koşullara ve bu davranışın sonuçlarına da bakmak gerekir. Çünkü bazen sessizlik bilinçli bir tercih, bazen geçici bir korunma yöntemi, bazen de çözülmeyi bekleyen bir sorunun işaretidir.

Belki de asıl mesele, herkesin her şeyi anlatması değil, konuşmak istediğinde kendisini güvende hissedebilmesidir. Bir konuyu anmamak da sözünü etmek de insanın kendi duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımasıyla anlam kazanır.

Bu yazının sonunda Anmamak sözünü etmemek deyimi nedir hakkında sağlam bir başlangıç noktası oluşturduğumuzu umuyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap