Öğretmenlerin Şahitliği Kabul Edilir Mi?
Giriş: Bir Yargılama Anı
Kayseri’nin sokakları sabahın erken saatlerinde huzurlu bir sessizlikle kaplanmışken, ben de içimdeki karmaşayı bir şekilde taşıyor, her zamanki gibi günlüklerime yazacak bir şeyler arıyordum. O gün, okulumun avlusunda, köhne taşlardan dökülen kırık dökük ışıkların altında düşüncelerimi netleştirecek bir şeyler bulmalıyım. Ama ne yazık ki, zihnimde ne doğru ne de yanlış olan bir şey vardı. Bunu hissetmek, adeta içimdeki duygusal okyanusta boğuluyormuşum gibi hissettirdi.
O gün, beni kaygılandıran sorularla karşılaştım: Öğretmenlerin şahitliği kabul edilir mi? Bunu hiç sormamıştım. Ama bir olay yaşandı, ve o soru kafama takılmaya başladı. Şimdi o anı size anlatmak istiyorum; çünkü o anın, hayatımın dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum.
O Anın Başlangıcı: Karar Verdiğim O Gün
Ders çıkışıydı. Okulun çıkış kapısının önünde, arkadaşlarım hep birlikte gülüp eğlenerek evlerine doğru yürürken ben yalnız başıma biraz geride kaldım. O gün, bir sınavım vardı ve öğretmenimin yaptığı bir hareket beni çok zor durumda bırakmıştı. Ne yapacağımı bilemiyor, içimdeki rahatsızlıkla adeta boğuluyordum.
O öğretmen, yıllardır tanıdığım, her konuda bana rehberlik eden kişiydi. Ama o gün, bana karşı bir hata yapmıştı. Cevaplarımı yanlış değerlendirmişti. O an, duygusal bir patlama yaşadım; bir yandan korkuyor, bir yandan sinirleniyor ve buna karşılık verecek cesareti bulamıyordum. Neden? Çünkü öğretmenim, okulda hemen hemen herkesin gözünde, çok değerli biriydi. Onun şahitliği, her şeyin önündeydi. Herkes onu dinlerdi, herkes ona güvenirdi.
Ama bu olayda, ben onun karşısında gerçekten yalnızdım. Yanımda kimse yoktu. Sadece kendi hislerim, baş başa kaldığım o anın yoğunluğu ve içinde bulduğum rahatsızlık vardı. İçimdeki “doğru”yu savunabilmek için, belki de bir başkasının desteğine ihtiyacım vardı. Ama, öğretmenlerin şahitliği kabul edilir miydi?
O Anı Hatırlamak: İçimdeki Çekişme
Her şey, bir derste başladığında bana ne kadar önemseyen biri gibi yaklaşan öğretmenimin, sınavımı değerlendirmesiyle değişti. O an, tüm sınıfın gözleri üzerimdeydi ve ben yalnızca onun verdiği notla kendimi değerli hissediyordum. Ama ne yazık ki, verdiği puan, beklediğimin tam tersiydi. Başım döndü, nefesim kesildi. Sınıfta hissettiğim o ızdıraptan kurtulabilmek için gözlerimi ona çevirdim, ama bir çözüm bulmak yerine daha fazla hüsrana uğradım.
Öğretmenim, sakin ama belirgin bir şekilde, “Bu sınav, beklediğimden çok daha düşük bir sonuç aldı” dedi. Herkesin gözleri bana dönmüştü. O an, içimdeki dünya tamamen yıkıldı. “Ama ben doğru yapmıştım” diyerek ona bakmaya başladım. Haksızlık hissi, kalbimi kapladı. Fakat onun gözlerinde bir şey vardı, bana bu durumu açıklayacak kadar sakin ama aynı zamanda sert bir ifadeyle bakıyordu.
O an, öğretmenlerin şahitliği gerçekten kabul edilir miydi sorusunu daha derin hissetmeye başladım. Sınıfın geri kalanıyla aynı fikirde olup olmaması, içinde bulunduğum durumu değiştirmiyor gibiydi. Fakat, öğretmenimin kararını değiştirmek için bir yolu var mıydı? Bir başkasının tanıklığı, öğrettikleri hakkında doğru bir değerlendirme yapmak için yeterli miydi?
Bir Şahitlik Yapılabilir Mi?
Düşüncelerim içinde kaybolmuşken, birden içeri giren diğer öğretmenimizin sesiyle irkildim. O, bir arkadaşımın annesiydi ve beni oldukça iyi tanıyordu. Diğer öğretmenler gibi otoriter değil, tam tersine çok yakın ve anlayışlı bir insandı. O anda, onun bana yaklaşarak söyledikleri hâlâ kulağımda çınlıyor:
“Ben seni tanıyorum, harika bir öğrenci olduğunu biliyorum. Ama burada sadece notlar değil, gerçek bir şahitlik önemli. Senin çabaların ve zamanla gösterdiğin azim, en değerli olan şeydir.”
O andan itibaren, birdenbire içimdeki kaygı azalmıştı. O, beni anlamıştı. Öğretmenimin şahitliği kabul edilseydi, o öğretmenim her zaman doğruyu söylüyordu, ama öğretmenin gözünde, başka birinin de doğruyu görmesi önemliydi. O şahitlik, her şeyden önce kalpten gelmeliydi. Öğretmenlerin şahitliği, elbette ki kabul edilebilirdi, fakat sadece içten, samimi ve gerçek olursa.
Sonuç: Hayatımın Dersini Aldım
O günden sonra, hayatımda çok şey değişti. Öğretmenlerin şahitliği, yalnızca söyledikleriyle değil, bizlere nasıl bir rehberlik sunduklarıyla da önemliydi. Bazen doğruyu bulabilmek için tek bir doğru yanıt yeterli olmayabilir. Aslında önemli olan, kimin doğruyu söylediğinden çok, o doğrunun kalpten ve samimi bir şekilde paylaşılmasıydı. O zaman şahitlik, kabul edilebilirdi.
Birçok insan, öğretmenlerin ne kadar önemli olduğunu anlar. Ama öğretmenlerin, sadece akademik bilgileri değil, aynı zamanda hayatı nasıl yaşanacağını, hayal kırıklıklarını nasıl aşmamız gerektiğini de öğrettiklerini bir kez daha fark ettim. Ve belki de en önemli şey, doğru bir şahitlik için sadece bir kelime değil, bir duygu ekseninde verilen destekti.
Günlüklerimle baş başa kaldığımda, o anı hep hatırlıyorum. Artık o eski kaygılarım yok, ama öğretmenlerin şahitliğinin kabul edilebilirliği üzerine düşündüğümde, şunu fark ediyorum: Gerçekten değerli olan, içtenlikli ve samimi şahitliktir. O anı geçirmiş birinin gözünden bakıldığında, öğretmenler sadece şahitlik etmekle kalmaz, aynı zamanda kalbinizle o yolculuğu yapmanıza rehberlik ederler. Ve bu, çok değerli bir şeydir.